osmanlicasozluk.net
Hakkında

290.000'den fazla kelime haznesiyle Osmanlıca Türkçe Sözlük ve Osmanlıca Lügat

Geçmiş

erb / جَرْبَزَه / جربزه

  1. cerbeze

Anlamlar

  • ).
  • (bu kelime.
  • Beceriklilik.
  • Doğruyu yanlış.
  • Arabçada: hilekarlık.
  • Süslü sözlerle aldatma.
  • Aldatıcı sözlerle kandırma.
  • Fazla sözlerle aldatıcılık.
  • Aldatıcı sözlerle kurnazlık etme.
  • Yanlışı doğru gösterecek derecede aldatma.
  • Haklı ve haksız sözlerle hakikatı gizleme.
  • Fetanet ile temyiz ve cesaret-i mutedile ve kuvvet-i idareden ibaret olan sıfat-ı zihniye.
  • Kurnazlık gibi aşağılayıcı bir manada kullanıldığı halde; türkçede: beceriklilik ve konuşma kabiliyeti gibi medhedilir bir surette geçmektedir.

erb / دَرْبَنْدْ / دربند

  1. derbend

Anlamlar

  • Hudut.
  • Dargeçit.
  • Dar geçit.
  • Sınır kalesi.

erb / اَرْبَابِ دَنَائَتْ / ارباب دنائت

  1. erbabı denaet

  2. erbâb-ı denâet

Anlamlar

  • Alçak kimseler.
  • Alçak ve rezil kimseler.

erb / اَرْبَع۪ينْ / اربعين

  1. erbain

  2. erbaîn

Anlamlar

  • Kırk.
  • Tasavvufta kırk günlük çile.

erb / سَفَرْبَرْلِكْ / سفربرلك

  1. seferberlik

Anlamlar

  • Savaş hali.
  • Savaşa hazır olma hali.
  • Savaşa hazırlanma hali.

erb / سَرْبَسَرْ / سربسر

  1. serbeser

Anlamlar

  • Baş başa.
  • Baştan başa.
  • Bir baştan bir başa.

erb / تَرْبِيَۀِ وَاحِدَه / تربيۀ واحده

  1. terbiyei vahide

  2. terbiye-i vâhide

Anlamlar

  • Tek bir terbiye.
  • Tek (elden) terbiye.

erb

  1. anasırı erbaa

  2. anâsır-ı erbaa

Anlamlar

  • Su.
  • Hava.
  • Dört unsur.
  • Nur (veya ateş).
  • Dört unsur: toprak.

erb

  1. anasırı erbaai islamiye

  2. anasır-ı erbaa-i islâmiye

Anlamlar

  • İslami dört unsur.
  • Kitap sünnet icma kıyas.

erb

  1. cerbezealud

  2. cerbeze-âlûd

Anlamlar

  • Kapılmış.
  • Cerbezeli.
  • Cerbezeye bulaşmış.
  • Cerbeze ile olan faaliyet.

erb

  1. cerbezeli

Anlamlar

  • Hakkı batıl batılı hak gösterecek derecede aldatıcı şey.

erb

  1. cihatı erbaa

  2. cihât-ı erbaa

Anlamlar

  • Ana yönler.
  • Dört cihet.

erb

  1. çeşmi dil erbabı

  2. çeşm-i dil erbâbı

Anlamlar

  • Gönül gözü açıklar.

erb

  1. dairei terbiye

  2. daire-i terbiye

Anlamlar

  • Terbiye çerçevesi.

erb

  1. dairei terbiyei islamiye

  2. daire-i terbiye-i islâmiye

Anlamlar

  • İslamiyetin terbiye dairesi.

erb

  1. dersi terbiye

  2. ders-i terbiye

Anlamlar

  • Terbiye dersi.

erb

  1. ehli kıraat ve erbabı kitabet

  2. ehl-i kıraat ve erbab-ı kitabet

Anlamlar

  • Okuma yazma bilenler.

erb

  1. eimmei erbaa

  2. eimme-i erbaa

Anlamlar

  • Dört imam.
  • İmam-ı şafii.
  • İmam-ı malik.
  • Dört mezhep imamı.
  • İmam-ı ahmed ibn-i hanbel.
  • İsimleri şöyle sıralanabilir: imam a'zam ebu hanife.
  • Müslümanların en büyük ve yüksek alimleri ve müctehidlerinden hak mezheb müessisleri olan ve ehl-i imana rehberlik eden büyük imamlar.

erb / ارباب

  1. erbab

  2. erbâb

Anlamlar

  • Ulu.
  • Ala.
  • Şef.
  • Ulvi.
  • Reis.
  • Usta.
  • Sahip.
  • Başkan.
  • Rabler.
  • Sahipler.
  • Terbiyeciler.
  • Becerikliler.
  • Batıl ilahlar.
  • Bir işin ehli.
  • Elinden iyi iş çıkan kimse.
  • Türkçede diğer bir manası: maharet sahibi.

erb

  1. erbabı belagat

  2. erbab-ı belagat

Anlamlar

  • Belagatçılar.

erb

  1. erbabı din

  2. erbab-ı din

Anlamlar

  • Dindarlar.
  • Din sahipleri.

erb

  1. erbabı fazilet

  2. erbâb-ı fazilet

Anlamlar

  • Faziletli kimseler.

erb

  1. erbabı fesahat

  2. erbab-ı fesahat

Anlamlar

  • Dilin doğru kullanılmasında uzman olanlar.

erb

  1. erbabı gaflet

  2. erbab-ı gaflet

Anlamlar

  • Gaflette olanlar.

erb

  1. erbabı iman

  2. erbab-ı iman

Anlamlar

  • İman sahipleri.

erb

  1. erbabı irfan

  2. erbab-ı irfan

Anlamlar

  • Alimler.
  • İrfan sahipleri.

erb

  1. erbabı siyer

  2. erbab-ı siyer

Anlamlar

  • Tarihçiler.
  • İslam tarihçileri.
  • Peygamberin hayatı hakkında çalışanlar.
  • Peygamberimiz resul-i ekrem'in hayatını bilenler.

erb

  1. erbabı tarikat

  2. erbab-ı tarikat

Anlamlar

  • Kendini tarikata verenler.

erb

  1. erbabı ulum

  2. erbab-ı ulûm

Anlamlar

  • Alimler.
  • İlim sahipleri.

erb

  1. erbaiyet

Anlamlar

  • Dörtlük.
  • Dörtlü oluş.

erb

  1. etrafı erbaa

  2. etraf-ı erbaa

Anlamlar

  • ).
  • Ön.
  • Sol.
  • (sağ.
  • Arka.
  • Dört taraf.

erb

  1. fartı merbutiyet

  2. fart-ı merbutiyet

Anlamlar

  • Aşırı bağlılık.

erb

  1. fiili terbiye ve inam

  2. fiil-i terbiye ve in'âm

Anlamlar

  • Terbiye etme ve nimetlendirme fiili.

erb

  1. hulefai erbaa

  2. hulefâ-i erbaa

Anlamlar

  • İlk dört halife.
  • (hulefa-i raşidin).

erb

  1. hulefayı erbaa

  2. hulefa-yı erbaa

Anlamlar

  • Dört büyük halife.

erb

  1. hüsnü terbiye

  2. hüsn-ü terbiye

Anlamlar

  • Terbiyenin güzelliği.

erb

  1. ihsan erbabı

Anlamlar

  • Allah'ı görür gibi ibadet edenler.

erb

  1. ilim ve hak erbabı

Anlamlar

  • Hakikat ve ilim sahipleri.

erb

  1. kemali serbesti

  2. kemal-i serbestî

Anlamlar

  • Tam bir serbestiyet.

erb

  1. kemali serbestiyet

  2. kemâl-i serbestiyet

Anlamlar

  • Tam bir serbestlik.

erb

  1. kemerbestei hizmeti mevla

  2. kemerbeste-i hizmet-i mevlâ

Anlamlar

  • Allah'ın huzurunda el bağlamak.

erb

  1. kemerbestei ubudiyet

  2. kemerbeste-i ubûdiyet

Anlamlar

  • Kulluk için el bağlamak.

erb

  1. kerb

Anlamlar

  • Gam.
  • Tasa.
  • Keder.
  • Üzüntü.
  • Endişe.
  • Dar etmek.
  • Yakın olmak.
  • Yeri sürüp aktarmak.

erb

  1. makasıdı erbaa

  2. makasıd-ı erbaa

Anlamlar

  • Dört maksat.

erb

  1. mebahisi erbaa

  2. mebâhis-i erbaa

Anlamlar

  • Dört bahis.
  • Dört bölüm.

erb / مربوط

  1. merbut

Anlamlar

  • Ekli.
  • Bağlı.
  • Mensub.
  • Ulaşmış.
  • Bitişik.
  • Bitişmiş.
  • Rabtedilmiş.

erb

  1. merbutiyet

Anlamlar

  • Bağlılık.

erb

  1. merbutiyeti kalbiye

  2. merbutiyet-i kalbiye

Anlamlar

  • Kalp bağlılığı.

erb

  1. merbutiyyet

Anlamlar

  • Eklilik.
  • Bağlılık.
  • Mensub oluş.
  • Mensubiyyet.

erb

  1. meslek ve meşrep erbabı

  2. meslek ve meşrep erbâbı

Anlamlar

  • Metod ve yöntem takip eden kişiler.

erb

  1. mevasimi erbaa

  2. mevâsim-i erbaa

Anlamlar

  • Dört mevsim.

erb

  1. mevsimi erbaa

  2. mevsim-i erbaa

Anlamlar

  • Dört mevsim.

erb

  1. mezahibi erbaa

  2. mezâhib-i erbaa

Anlamlar

  • Dört mezhep.

erb

  1. misafirhanei terbiye

  2. misafirhane-i terbiye

Anlamlar

  • Terbiye etmek için kurulan misafirhane.

erb

  1. musaddakgerdei erbabı basiret

  2. musaddak-gerde-i erbâb-ı basiret

Anlamlar

  • Basiret erbabınca tasdik edilmiş.

erb

  1. musaddakkerdei erbabı basiret

  2. musaddak-kerde-i erbab-ı basiret

Anlamlar

  • Basiret sahipleri tarafından kabul edilmiş.

erb / سفربر

  1. seferber

Anlamlar

  • Sefere hazırlık.
  • Savaşa gönderilmiş.
  • Savaşa hazırlanmış.
  • Harbe hazırlık hali.
  • Harekete hazır halde olmak.
  • Sefere hazırlık içinde olan asker ve bu askerin durumu.

erb

  1. serbestane

  2. serbestâne

Anlamlar

  • Serbestçe.

erb / سربستى

  1. serbesti

  2. serbestî

Anlamlar

  • Hürlük.
  • Özgürlük.
  • Serbestlik.

erb

  1. serbestii kelam

  2. serbesti-i kelâm

Anlamlar

  • Konuşma.
  • İfade özgürlüğü.

erb

  1. serbestiyet

Anlamlar

  • Serbestlik.
  • Serbest oluş.
  • Serbest olma hali.

erb

  1. serbestiyeti nisvan

  2. serbestiyet-i nisvan

Anlamlar

  • Kadınların serbestliği.

erb

  1. serbestiyeti tamme

  2. serbestiyet-i tâmme

Anlamlar

  • Tam özgürlük.

erb

  1. serbestiyeti vicdan

  2. serbestiyet-i vicdan

Anlamlar

  • Serbest olma hali.
  • Vicdan serbestliği.

erb

  1. sıdk erbabı

Anlamlar

  • Doğru kimseler.

erb

  1. talim ve terbiye

Anlamlar

  • Eğitim ve öğretim.

erb

  1. talim ve terbiye etme

  2. tâlim ve terbiye etme

Anlamlar

  • Eğitme ve yetiştirme.

erb / تربيه

  1. terbiye

Anlamlar

  • Eğitim.
  • Öğretim.
  • Yetiştirme.
  • Geliştirme.
  • Cezalandırma.
  • Olgunlaştırma.
  • Kemale ermeğe.
  • Nizam ve emirleri dinlemeğe çalışmak.
  • Allah rızası yolunda gitmeyi öğrenmek.
  • Allah'ın emirlerine itaat ederek ruhen ve cismen yükselmeye ve yükseltmeye çalışmak.

erb

  1. terbiye eden

Anlamlar

  • Geliştiren.
  • Olgunlaştıran.

erb

  1. terbiye etme

Anlamlar

  • Geliştirme.
  • Yetiştirme.

erb

  1. terbiyegah

  2. terbiyegâh

Anlamlar

  • Terbiye yeri.
  • Öğrenme ve yetişme yeri.

erb

  1. terbiyegerde

Anlamlar

  • Terbiye eden.
  • Yetiştirilmiş.
  • Terbiye edilmiş.

erb

  1. terbiyehane

Anlamlar

  • Terbiye evi.
  • Terbiye yeri.

erb

  1. terbiyei ahlakiye

  2. terbiye-i ahlâkiye

Anlamlar

  • Ahlak terbiyesi.

erb

  1. terbiyei diniye

  2. terbiye-i diniye

Anlamlar

  • Dini eğitim.

erb

  1. terbiyei esasiye

  2. terbiye-i esasiye

Anlamlar

  • Esas terbiye.
  • Temel eğitim.

erb

  1. terbiyei furkaniye

  2. terbiye-i furkaniye

Anlamlar

  • Kur'an'ın terbiyesi.

erb

  1. terbiyei ilahiye

  2. terbiye-i ilâhiye

Anlamlar

  • Allah'ın terbiyesi.

erb

  1. terbiyei islamiye

  2. terbiye-i islâmiye

Anlamlar

  • İslam terbiyesi.

erb

  1. terbiyei kuran

  2. terbiye-i kur'ân

Anlamlar

  • Kur'an'ın terbiyesi.

erb

  1. terbiyei kuraniye

  2. terbiye-i kur'âniye

Anlamlar

  • Kur'an'ın terbiyesi.

erb

  1. terbiyei mahsusa

  2. terbiye-i mahsusa

Anlamlar

  • Özel terbiye verme.

erb

  1. terbiyei manevi

  2. terbiye-i mânevi

Anlamlar

  • Manevi terbiye.

erb

  1. terbiyei maneviye ve maddiye

  2. terbiye-i mâneviye ve maddiye

Anlamlar

  • Manevi ve maddi terbiye.

erb

  1. terbiyei medeniye

  2. terbiye-i medeniye

Anlamlar

  • Medeniyetin verdiği terbiye.

erb

  1. terbiyei medeniyei diniye

  2. terbiye-i medeniye-i diniye

Anlamlar

  • Dinin verdiği medeni terbiye.

erb

  1. terbiyei milliye

  2. terbiye-i milliye

Anlamlar

  • Milli eğitim.

erb

  1. terbiyei muhammediye

  2. terbiye-i muhammediye

Anlamlar

  • Hz muhammed'in terbiyesi.

erb

  1. terbiyei nüfus

  2. terbiye-i nüfûs

Anlamlar

  • Nefislerin terbiyesi.

erb

  1. terbiyei rabbaniye

  2. terbiye-i rabbâniye

Anlamlar

  • Allah'ın terbiyesi.

erb

  1. terbiyekarane

  2. terbiyekârâne

Anlamlar

  • Terbiye ederek.
  • Besleyip büyüterek.
  • Terbiye edercesine.

erb

  1. terbiyename

Anlamlar

  • Terbiye yazısı.
  • Terbiye edici yazı.

erb

  1. terbiyeten

Anlamlar

  • Eğitim itibariyle.
  • Yetişme itibariyle.

erb

  1. terbiyetülvicdan

  2. terbiyetü'l-vicdan

Anlamlar

  • Vicdan eğitimi.

erb / تربيوی

  1. terbiyevi

  2. terbiyevî

Anlamlar

  • Eğitimsel.
  • Terbiyeli.
  • Eğitime dair.
  • Terbiye ile ilgili.
  • Terbiye ile alakalı.

erb

  1. ukulu nuraniye erbabı

  2. ukûl-u nuraniye erbabı

Anlamlar

  • Aydınlanmış akıl sahipleri.

erb

  1. ukulü münevvere erbabı

  2. ukul-ü münevvere erbabı

Anlamlar

  • Nurlu akıllar.
  • Aydınlanmış akıl sahipleri.

erb

  1. ukulü nuraniye erbabı

  2. ukul-ü nuraniye erbabı

Anlamlar

  • Nurani akıl sahipleri.

erb

  1. vesaili terbiye

  2. vesail-i terbiye

Anlamlar

  • Eğitim araçları.
  • Terbiye vasıtaları.

erb

  1. erbabı hallu akd

  2. erbâb-ı hall-u akd

Anlamlar

  • Halife seçmeye yetkili olan kişiler medine halkının ileri gelenleri.

erb

  1. erbabı hasenat

  2. erbâb-ı hasenat

Anlamlar

  • İyilik sahipleri.

erb

  1. mezahibi erbaa

  2. mezâhib-i erbââ

Anlamlar

  • Hanbeli.
  • Dört mezheb.
  • Şafii maliki.
  • Dört mezhep: hanefi.

erb / اخلاط اربعه

  1. ahlatı erbaa

  2. ahlât-ı erba'a

Anlamlar

  • Salya.
  • Safra.
  • Dalak.
  • Dört özsuyu kan.

erb / اختربين

  1. ahterbin

  2. ahterbîn

Anlamlar

  • Astrolog.
  • Yıldızbilimci.

erb / عناصر اربعه

  1. anasırı erbaa

  2. anâsır-ı erba'a

Anlamlar

  • Su.
  • Hava.
  • Toprak.
  • Dört unsur ateş.

erb / عنبربو

  1. anberbu

  2. anberbû

Anlamlar

  • Amber kokulu.

erb / برباد

  1. berbad

  2. berbâd

Anlamlar

  • Pis.
  • Kötü.
  • Fena.
  • Harap.
  • Kirli.
  • Bozuk.
  • Berbat.
  • Virane.
  • Perişan.
  • Mahvolmuş.
  • Telef ve helak olmuş.

erb / چرب

  1. çerb

Anlamlar

  • Semiz.
  • Yağlı.
  • Uygun.
  • Besili.
  • Muvafık.
  • Münasib.
  • Temayüz.
  • İmtiyaz.
  • Diğerlerinden fazla ve üstün olma.

erb / چرب زبان

  1. çerbzeban

  2. çerbzebân

Anlamlar

  • Yaltakçı.
  • Ağzı laf yapan.

erb / دربان

  1. derban

  2. derbân

Anlamlar

  • Kapıcı.

erb / دربار

  1. derbar

  2. derbâr

Anlamlar

  • Saray.

erb / دربدر

  1. derbeder

Anlamlar

  • Aylak.
  • Avare.

erb / اربع

  1. erba

  2. erba'

Anlamlar

  • Dört.

erb / اربعه

  1. erbaa

  2. erba'a

Anlamlar

  • Dört.

erb / اربعين

  1. erbain

  2. erbâin

Anlamlar

  • Kırk.
  • Zemherir.
  • Kırk hadis-i ~ kırk hadis.
  • Kırk gün devam eden kara kış.
  • 1kırk; hadis-i erbain = kırk hadis 2 kışın 22 aralıkta başlayan en soğuk kırk günü.

erb / فربه

  1. ferbih

Anlamlar

  • Etli.
  • Semiz.
  • Besili.

erb / هربار

  1. herbar

  2. herbâr

Anlamlar

  • Her defasında.

erb / كمربند

  1. kemerbend

Anlamlar

  • Derviş.
  • Bel kayışı.
  • Kemer bağı.
  • Kemeri takılmış.
  • Belinde kemer olan.

erb / مربوطيت

  1. merbutiyet

  2. merbûtiyet

Anlamlar

  • Bağlılık.
  • Düşkünlük.
  • Aşırı ilgi.

erb / سربست

  1. serbest

Anlamlar

  • Özgür.
  • Başıboş.
  • Kayıtsız.
  • Engelsiz.
  • Sıkılmayan.
  • İstediği gibi hareket edebilen.

erb / سر بسجود

  1. serbesücud

  2. serbesücûd

Anlamlar

  • Alnı secdede.

erb / سربلند

  1. serbülend

Anlamlar

  • Yüce.
  • Başı yüce.
  • Yücebaşlı.
  • Başı yüksek.

erb / شربت

  1. şerbet

Anlamlar

  • Şurup.

erb / تربيع

  1. terbi

  2. terbî'

Anlamlar

  • Dördün.
  • Dörtleme.

erb / زرباف

  1. zerbaf

  2. zerbâf

Anlamlar

  • Sırmacı.

erb

  1. cevherbaha

  2. cevherbahâ

Anlamlar

  • Mücevher gibi değerli.

erb

  1. erbaa

Anlamlar

  • Dört.

erb

  1. erbaiyyet

  2. erbâiyyet

Anlamlar

  • Dört olmak.

erb

  1. kemerbeste

Anlamlar

  • Hazırlanmış.
  • Hazır olmuş.
  • Kuşak bağlamış.
  • Hazır olup emri bekler halde olan.

erb

  1. kerbela

  2. kerbelâ

Anlamlar

  • Irakta seyyid-üş şüheda hz.
  • Hazreti hüseyinin şehit edildiği yer.
  • (cibril var haber ver sultan-ı enbiyaya.
  • Düşdü hüseyin atından sahra-yı kerbelaya) (kazım).
  • İmam-ı hüseyin efendimizin meşhed-i mübarekleri olan yer.

erb

  1. merbut

  2. merbût

Anlamlar

  • Bağlı.
  • İrtibatlı.

erb

  1. terbiyet

Anlamlar

  • Terbiye.
  • "terbiye" kelimesinin arabi okunuşudur.

erb

  1. ahlatı erbaa

  2. ahlat-ı erbaa

Anlamlar

  • İnsan vücudunda varlığı kabul edilen dört unsur veya üsareler.

erb

  1. ahterbin

  2. ahter-bîn

Anlamlar

  • Müneccim.
  • Yıldız ilmi ile meşgul olan kimse.

erb

  1. aktabı erbaa

  2. aktab-ı erbaa

Anlamlar

  • ).
  • Seyyid ahmed-i rufai.
  • Seyyid ahmed-i bedevi.
  • Seyyid ibrahim desuki.
  • (seyyid abdulkadir-i geylani.
  • Ehl-i sünnet alimleri ve mütebahhir ve maneviyatta çok ileri zatlar tarafından şimdiye kadar dört büyük kutup olarak bilinen veliler.

erb

  1. amali erbaa

  2. a'mâl-i erbaa

Anlamlar

  • ).
  • Bölme.
  • Çarpma.
  • Çıkarma.
  • (toplama.
  • Mat: dört işlem.

erb

  1. anberbar

  2. anber-bar

Anlamlar

  • Güzel kokulu.
  • Anber kokulu.

erb

  1. azerbayigan

Anlamlar

  • Azerbeycan.

erb

  1. belaenderbela

  2. belâ-ender-belâ

Anlamlar

  • Bela üstüne bela.
  • Zahmet içinde zahmet.

erb

  1. berbar

Anlamlar

  • Çardak.
  • Kemeriye.
  • Tahtaboş.
  • Damın düz bir kısmı ki.
  • Evin dam kısmında bulunan oda.
  • En çok çamaşır sermeye yarar ve çinko ile döşelidir.

erb

  1. berbare

Anlamlar

  • (bak: berbar).

erb

  1. berbekan

Anlamlar

  • Arapların giydiği bir elbise cinsi.

erb

  1. berbelend

  2. ber-belend

Anlamlar

  • Çok yüksek yer veya rütbe.

erb

  1. berbend

  2. ber-bend

Anlamlar

  • Ufak çocuğu annesinin sırtına bağlamağa yarıyan göğüs kuşağı.

erb

  1. berber

Anlamlar

  • Saç kesen.
  • Tıraş eden.
  • Afrika'nın kuzeyindeki bir kavim.

erb

  1. berbere

Anlamlar

  • Kızgınlık anında söylenip çağırmak bağırmak.

erb

  1. beylerbeyi

Anlamlar

  • Tar: sancak beylerinin başı.
  • Osmanlı eyalet umumi valisi.

erb

  1. cerba

Anlamlar

  • Uyuz kadın.

erb

  1. cerban

Anlamlar

  • Uyuz.
  • Uyuz hastalığına tutulmuş olan.

erb

  1. cerbeya

Anlamlar

  • Mağrib ile şimal arasında esen yel.

erb

  1. cerbiyye

Anlamlar

  • Uyuz böcekleri.

erb

  1. cevanibi erbaa

  2. cevanib-i erbaa

Anlamlar

  • Dört taraf.

erb

  1. çerbahur

  2. çerb-ahur

Anlamlar

  • İçinde yemi bol olan ahır.
  • Bolluk içinde yaşıyan kimse.

erb

  1. çerbdest

  2. çerb-dest

Anlamlar

  • Sür'atli.
  • Eli çabuk.
  • Eli işe yatkın.

erb

  1. çerbi

  2. çerbî

Anlamlar

  • Tatlılık.
  • Yumuşaklık.

erb

  1. çerbpehlu

  2. çerb-pehlu

Anlamlar

  • Semiz.
  • Yağlı.
  • Besili.
  • Gövdeli.

erb

  1. derb

Anlamlar

  • Haslet.
  • Cür'et.
  • Alışmak.
  • Denemek.
  • Dadanmak.
  • Tecrübe etmek.
  • (dürb) bir şeyi adet edinmek.

erb

  1. derban

  2. der-ban

Anlamlar

  • Kapıcı.
  • Kapıya bakan.

erb

  1. derbar

  2. der-bar

Anlamlar

  • Ev kapısı.

erb

  1. derbarı saadetkarar

  2. derbar-ı saadet-karar

Anlamlar

  • ).
  • İstanbul.
  • (osmanlılar devrinde istanbul hilafet merkezi olduğu için saadet kapısı diye tavsif edilirdi.

erb

  1. derbeder

  2. der-beder

Anlamlar

  • Serseri.
  • Dağınık.
  • Perişan.
  • Kapı kapı dolaşan.

erb

  1. derbend

  2. der-bend

Anlamlar

  • Kale.
  • Boğaz.
  • Hudut.
  • Dar geçit.
  • Anahtarsız kapı.
  • Dağda ve tepede zahmetlerle geçilen yer.

erb

  1. derbendçi

  2. der-bendçi

Anlamlar

  • Kale veya hudut muhafızı.

erb

  1. derbest

  2. der-best

Anlamlar

  • Kapalı kapı.
  • Kapanmış susmuş.

erb

  1. derbeste

  2. der-beste

Anlamlar

  • (bak: der-best).

erb

  1. digerbar

  2. diger-bâr

Anlamlar

  • Başka defa.
  • Başka zaman.

erb

  1. digerbin

  2. diger-bin

Anlamlar

  • Başka kişilerin faydaları için fedakarlıkta bulunan kişi.

erb

  1. dürerbar

  2. dürer-bâr

Anlamlar

  • İnciler yağdıran.
  • Çok kıymetli ve güzel sözler söyleyen.

erb

  1. edillei erbaa

  2. edille-i erbaa

Anlamlar

  • ).
  • Sünnet.
  • İcma-ı ümmet ve kıyas-ı fukaha.
  • (usul-ü erbaa ve edille-i asliye tabirleri de aynı manada kullanılır.
  • (edille-i şer'iye) fık: fıkıh ilminin istinad ettiği deliller: kitab (yani kur'an-ı kerim'deki deliller).

erb

  1. erbabı garaz

  2. erbab-ı garaz

Anlamlar

  • Garaz sahibleri.
  • Kötü niyetliler.

erb

  1. erbah

Anlamlar

  • Karlar.
  • Ribhler.
  • Faizler.
  • Faydalar.
  • Gelirler.
  • Kazançlar.

erb

  1. erbaş

Anlamlar

  • Ask: subay ve assubayların dışında kalan rütbeli asker.

erb

  1. erbaun

Anlamlar

  • Kırk sayısı.

erb

  1. erbed

Anlamlar

  • Boz renkli.

erb

  1. ferbal

Anlamlar

  • Çardak.
  • Etrafı pencerelerle kaplı yazlık köşk.

erb

  1. ferbale

Anlamlar

  • (bak: ferbal).

erb

  1. ferbihi

  2. ferbihî

Anlamlar

  • Etlilik.
  • Semizlik.
  • Topluluk.

erb

  1. fusulü erbaa

  2. fusul-ü erbaa

Anlamlar

  • Yaz.
  • İlkbahar.
  • Sonbahar.
  • Kış mevsimleri.
  • Dört fasıl olan.

erb

  1. gevherbar

  2. gevher-bar

Anlamlar

  • Cevher yağdıran.

erb

  1. herbar

  2. her-bar

Anlamlar

  • Her defa.
  • Her kere.

erb

  1. kebuterbaz

  2. kebuter-bâz

Anlamlar

  • Yetiştiren.
  • Satan kimse.
  • Güvercin besleyen.

erb

  1. kemerbestei ubudiyet

  2. kemerbeste-i ubudiyet

Anlamlar

  • (namazdaki gibi).
  • Cenab-ı hakkın huzuruna çıkıp.
  • Emre hazır vaziyette bekleyip.
  • Kulluğunu ifade ve ilan etmek.
  • Kollarını önden bağlar şekilde.

erb

  1. kerbe

Anlamlar

  • Gam.
  • Tasa.
  • Endişe.

erb

  1. kerbele

Anlamlar

  • Ayaklarda olan gevşeklik.
  • Buğday ve arpa gibi hububatın kalburlanması.
  • Yürüdüğünde balçık içinde yürür gibi yürümek.

erb

  1. leylei erbaa

  2. leyle-i erbaa

Anlamlar

  • Haftanın dördüncü gecesi olan çarşamba gecesi.

erb

  1. merba

  2. merba'

Anlamlar

  • (rebi'.
  • Den) yazlık.
  • Yazın oturulan mesken.

erb

  1. merbaa

Anlamlar

  • Dört katlı.
  • Dört bucaklı.

erb

  1. merbanişin

  2. merba'-nişin

Anlamlar

  • Yazlıkta oturan.

erb

  1. merbat

Anlamlar

  • Ahır.
  • Ağıl.
  • Tekke.
  • Manastır.
  • Davar bağlayacak yer.

erb

  1. merbu

  2. merbu'

Anlamlar

  • Kul.
  • Köle.
  • Memlük.
  • Orta boylu olan.

erb

  1. merbub

Anlamlar

  • Kul.
  • Köle.

erb

  1. merbutan

Anlamlar

  • Merbut olarak.
  • Bağlanmış ve ekli olarak.

erb

  1. merbutat

  2. merbutât

Anlamlar

  • Ekli ve bağlı şeyler.
  • Rabt olunup bağlanmış şeyler.

erb

  1. mevasimi erbaa

  2. mevâsim-i erbââ

Anlamlar

  • Sayf (yaz).
  • Şita (kış).
  • Dört mevsim.
  • Rebi' (ilkbahar).
  • Harif (sonbahar).

erb

  1. nafisül kerb

  2. nafis-ül kerb

Anlamlar

  • Göz değmesine.
  • Sıkıntı ve belalara.
  • Nazara te'sir edip kaldıran.

erb

  1. namerbut

  2. na-merbut

Anlamlar

  • Manasız.
  • Anlamsız.
  • Rabıtasız.
  • Saçma sapan.

erb

  1. nerbdan

Anlamlar

  • ).
  • Merdiven.
  • Dürmek; bam.
  • Neverd; kıvrım.
  • (neverdi bam'dan alınmıştır.
  • Büküm; neverdiden; tayyetmek.
  • Ban; tavan manalarına gelirler.
  • Üst kata merdivenle çıkıldığından.
  • Neverdibam yerine hafifletilmişi olan nerdban denilmiştir.

erb

  1. rabbül erbab

  2. rabb-ül erbab

Anlamlar

  • C.
  • ).
  • (c.
  • Allah.
  • Bütün sahiblerin.
  • Terbiyecilerin rabbi.

erb

  1. serb

Anlamlar

  • İçyağı.
  • Bozulmak.
  • Azarlama.
  • Beğenmeme.
  • Çekiştirme.
  • Helak olmak.
  • Fasid olmak.

erb

  1. serbalin

Anlamlar

  • Baş yastığı.

erb

  1. serbaz

Anlamlar

  • Cesur.
  • Yiğit.
  • Korkusuz.
  • Cesaretli.

erb

  1. serbazi

  2. serbazî

Anlamlar

  • Cesurluk.
  • Yiğitlilik.
  • Korkusuzluk.

erb

  1. serbeceyb

  2. ser-be-ceyb

Anlamlar

  • Kaderden.
  • Düşünceden veya hayadan dolayı başını önüne eğmiş olan.

erb

  1. serbeha

Anlamlar

  • Diyet.
  • Haraç.
  • Baş pahası.

erb

  1. serbend

Anlamlar

  • Başa bağlanan veya sarılan şey.

erb

  1. serbeste

Anlamlar

  • Gizli.
  • Kapalı.
  • Örtülü.
  • Başı bağlı.

erb

  1. serbesücud

Anlamlar

  • Secde edici.
  • Başını yere değdirici.

erb

  1. serbezemin

Anlamlar

  • Başı yere eğilmiş olan.

erb

  1. serbülendi

  2. serbülendî

Anlamlar

  • Yücelik.
  • Başı yükseklik.

erb

  1. şerbe

Anlamlar

  • Bir içim su.

erb

  1. şerbin

Anlamlar

  • Katran ağacı.

erb

  1. terb

Anlamlar

  • Üstüne toprak saçmak.
  • Bir nesneyi toprakla örtmek.

erb

  1. terba

Anlamlar

  • Yer.
  • Arz.
  • Toprak.

erb

  1. terbab

Anlamlar

  • Toprak.

erb

  1. terbi

  2. terbi'

Anlamlar

  • Dörde bölme.
  • Dört köşe etme.
  • Gazelin her beytine ikişer mısra ilave ederek onu adeta murabba (dörtlük) şekline koyma.

erb

  1. terbian

Anlamlar

  • Dört köşeli olarak.
  • Murabba (kare) olarak.

erb

  1. terbil

Anlamlar

  • Ayırmak.

erb

  1. terbiş

Anlamlar

  • (ok) yeleklemek.

erb

  1. terbit

Anlamlar

  • Zeytinyağı vermek.

erb

  1. terbub

Anlamlar

  • İşe vurulmamış davar.

erb

  1. teserbül

Anlamlar

  • Gömlek giymek.

erb

  1. usulü erbaa

  2. usul-ü erbaa

Anlamlar

  • (bak: edille-i erbaa).

erb

  1. verb

Anlamlar

  • Fesad.
  • Fetret.
  • Yabani hayvan ini.

erb

  1. yerbu

  2. yerbu'

Anlamlar

  • Arap tavşanı adı verilen yaban faresi.

erb

  1. zerbaf

  2. zer-bâf

Anlamlar

  • Sırma dokuyan.

erb

  1. zerbe

Anlamlar

  • Yüce avazlı.
  • Gür sesli olmak.
osmanlıcasözlük.net - 2024

-